8 Nisan 2016 Cuma

Gece Bülteni

Son zamanlarda çok olmasa da, yattıktan iki saat sonra uyanıp sabahı ettiğim gecelerden bir tanesindeyim sanırım. Ne masama oturacak, ne de tableti açıp özene bezene blog yazısı yazacak motivasyonum var; yattığım yerden telefonla serbest bilinç akışıyla yazmak istedim bu seferkini.

Buz gibi geçip giden Mart ayından sonra kendini Haziran, hatta Temmuz sanan bir Nisan ayı. Yaprak kımıldamıyor dışarda. Pencere aralık ama iç sıkıntısını gideremiyor. Gece uyuyamazsam gündüz hiç şansım yok. Neden mi? Sokağın başındaki apartman kentsel dönüşüm kurbanı oldu da ondan; hafta başından beri yavaş yavaş parçalanıyor. Önce pencereler, sonra kapılar, sonra hurda değeri görecek tüm artıkları söküldü, iki gündür de çatısındaki mini dozerle lime lime ediliyor. Tüm gürültüsü ve yıkıldıkça havaya karışan ıslak çimento kokusuyla canımı sıkıyor.

Bugün Fallout 4'te platin kupayı kazandım. Herhalde kişisel bilgisayar/konsol oyunculuğu tarihimin en büyük olayı oldu bu. Bir oyuncunun üstün hizmet madalyası alması gibi bir şey. Bunun bir de en sevdiğim iki oyun serisinden birinin son oyununda gerçekleşmiş olması apayrı bir mutluluk oldu. Platin kupa özetle, PlayStation'da oyun firmasınca belirlenmiş 50 farklı kıstasın tamamlanmasıyla kazanılan ve bir hayli mesai isteyen bir ödül. Oyuna 193 saat ayırmışım, kişisel rekorum sanırım.

Fotograf: wikipedia


Geçtiğimiz Çarşamba günü sevdiğime ulaşmak üzere bindiğim Eminönü-Beykoz vapurunda gün batımına yakın bolca fotograf çektim. Güneşli havalarda fotograf çekmek geneli bulutlu ve yağışlı geçen Mart ayı yüzünden tam bir saplantı halini almıştı, iyi geldi. Artık vapur fotografı çekmek istemiyorum, yeni ilgi alanım minik botlar ve yelkenliler. Önümüzdeki hafta fotograf turu planımız içinde Atatürk Arboretumu da var, umarım hava bozmaz.

Bugün hayatıma 20 yıl önce girmiş bir atlıkarıncanın bir iki kare fotografını çektim. O atlıkarıncaya zamanında ben de, kardeşim de defalarca bindik; hala aktif ve değişmemiş halde olması çok hoşuma gidiyor. Sayesinde bugün belli belirsiz birkaç çocukluk anımı hatırladım.
https://www.instagram.com/p/BD6RM36vJ7L/

Bu ayki Kafa dergisi çok güzel. Derginin demirbaş yazarlarının ciddi anlamda ritim tutturmuş olmaları her yeni sayıyı bekleme isteği uyandırıyor.

Akşamki iddaa kuponu çok pis kaçtı, 50.dakikada öne geçip sonra maçı kaybeden takımı aforoz listesine almayı düşünüyorum.

Ekşi sözlük olsun, twitter olsun, instagram olsun, bu aralar karşıma hep eski İstanbul'u anlatan şeyler çıkıyor; bugün Kafa'daki soru cevap bölümünde kendisini de görünce Mario Levi'nin "İstanbul Bir Masaldı" adlı kitabını yenisen okuyasım geldi, yarın kitaplıktan çıkaracağım.

Uyumayı deneyeceğim, şimdilik bu kadar.


1 yorum:

  1. Motivasyon desteği konusunda yardımınıza hazırım efem :*

    YanıtlaSil