5 Temmuz 2016 Salı

Bayram Sabahı Blog Experience

Sabaha karşı başlayıp bir saat öncesine kadar da durmayan yağmur hem erkenden uyanmamı hem de bu sakin güne bir şeyler sığdırma motivasyonumu sağladı sanırım. 
Son yazıdan bu yana neler yaptığıma gelince;

Balkon bahçıvanlığına başladım. :) Iki hafta kadar önce bir saksı süs biberi bitkisi ile başlayan bu küçük macerada şimdi ikinci saksıda fesleğen yetiştiriyorum. Sulama ve bakım olarak ikisi de kolay bitkiler olduğundan bir nevi staj yapıyorum da diyebilirim.
 
Süs biberleri iki kök olarak büyüyorlar ve oldukça da hızlı büyüyorlar! İki haftadır her hafta 5-6 adet olmak üzere, parmağın iki boğumu uzunluğunda acı biberleri toplayıp yeme zevkine eriştim ki bunun yerini en güzel bostandan toplanan en tatlı biberler tutamaz. İnsanın emek vererek yetiştirdiği sebzeyi yiyebilmesi gerçekten büyük keyif. 



Yetiştirilmesine gelince, yapmanız gereken temiz toprak ile torfu (ikisi de seralar ya da yapı marketlerde var) toprak oranını çok azaltmadan karıştırıp (bende 60% toprak 40% torf gibi) bitkinizi 20-30 cm derinliğindeki bir saksıya, saksının en üst kısmından 2 cm boşluk kalacak şekilde ekmek ve toprağın kurumasına izin vermeden günlük ya da günaşırı sulamak, haftada ya da on günde bir de köklerini parçalamadan uzun bir çubuk yardımıyla toprağı deşmek suretiyle havalandırmak. Biberleri istediğiniz uzunlukta toplayabiliyorsunuz, ben iki parmak boğumunda topluyorum ve yeterince acı olduklarını söyleyebilirim. Yetiştirme konusunda bir ipucu da; suyunu bol verirseniz yeşil-sarı kalırlarken az verirseniz kırmızıya dönüyorlar. Bazı saksı bitkilerinde dalların alt ve yan kısımlarındaki yapraklar bitkinin çabuk büyümesi ve meyve vermesi için koparılıyormuş, biberlerde ise bitkinin tepesindeki yaprakları abartmamak kaydıyla parmağınızla kopardığınızda oralardan yeni yaprak yerine biber meyvesi çıkıyor, bu sayede bir daldan çok sayıda biber elde edebildim. Büyüme konusunda henüz bir sıkıntı yaşamadığımdan toprağında gübre ya da besleyici bir ürün kullanmadım.

Fesleğen yetiştirme fikri de, yenilediğim biber toprağından artan torf ve temiz toprak ve boş saksı sayesinde oluştu. Fesleğen suyu ve güneşi seven bir bitki olduğundan yaz aylarında dışarda bakımı kolay. Çok su verdiğinizde sararan, az verdiğinizdeyse solan yaprakları sayesinde dengesini kolay bulabiliyorsunuz. Biberden farklı tarafıysa, durmadan büyüyen fesleğeni üstten ve kenarlardan sürekli makasla budamak gerekiyor. Bir de bitkinin bolca hava alması gerekiyor. Fesleğenlerim henüz budanacak kıvama gelmedi, dolayısıyla kendisinden bir ürün donesi veremiyorum ama o da yakındır. :)



Bu sabah deli gibi yağan yağmura uyanınca aklıma ilk gelen saksıların suya doymuş olabilecekleriydi ve öyle de oldu. Altlıklarına kadar dolmuş suları süzdükten sonra bir iki gün su vermemeyi düşünüyorum. Yine de bu mevsimde yağmur suyu gördüklerine sevindim. Balkon bahçıvanlığı günlüklerinden şimdilik bu kadar. :)

Geçtiğimiz hafta sonu sevdicekle Kanlıca'dan motorla Emirgan'a geçip Emirgan Korusu'nda mini bir piknik yaptık. Hem Ramazan olması hem de Bayram öncesi insanların İstanbul'dan kaçması sebebiyle ortalıkta kimsecikler yoktu. İçerde ister ağaç altlarında ister piknik masalarında oturabiliyorsunuz; etrafın oldukça temiz olduğunu söyleyebilirim. Sonrasında yukarılara doğru çıkıp içinde kuğuların yüzdüğü yapay gölet ve şelalenin tadını çıkarabilir, daha da yukarı çıkıp köşkün kafe-restoranında bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Tecrübe kazandığımız bu piknik deneyimini ilerleyen hafta ve aylarda geliştirerek kesinlikle tekrarlamayı düşünüyoruz.

Acı kaybımız :(

Piknikten sonra ağaçlık alanında fotograf çekme umuduyla yanıma aldığım caanım Canon fotograf makinamın maalesef enstantanesi bozuldu. :( 
Ocak'tan bu yana bir dolu film çektiğim ve gözüm gibi baktığım makinamı bir umut Sirkeci'ye tamire götürdüm ancak hem eski olması hem de yedek parçasının olmaması gibi gerekçelerle reddedilip tamir ettiremedim. Hayyam Çarşısı'ndaki esnaf vitrinine afili nostaljik makinaları koyup ellerini öpene tanesini 300-500 lira gibi uçuk fiyatlara satmayı biliyor ancak iş tamire gelince "değmez be abi, uğraşılmaz be aabi" gibi gerekçelerle sizi başlarından savıyorlar, ders oldu bana bu. Bizi Ebay'den mahrum bırakanları Allah bildiği gibi yapsın ne diyeyim başka.. Önümüzdeki hafta şansımı çarşının diğer fotografçılarında denemeyi düşünüyorum. Alışmıştım ben bu makinaya ya hu, şimdi kim yeniden makina alacak? :/ 
Neyse, kısmet diyelim şimdilik.

Umarım herkes huzurlu ve neşeli bir bayram geçirir. Sevgiler.

1 yorum: