1 Ocak 2022 Cumartesi

Ne İkibinyirmibirmiş Be Arkadaş!

 Seneden seneye uğrayıp tozunu aldığım blogumun müzikli yeni yıl yazısına hoş geldiniz!


Nasıl bir yıl oldu gerçekten anlamadım. 2020 zaten Covid gölgesinde, iki arada bir derede, kaygı içinde geçmişti, yalan olmasın 2021 de az stresli geçmedi. 

2020'de salgından nasibimizi almamayı başarmıştık, 2021'i de kazasız belasız, ne biz ne sevdiklerimiz salgına yakalanmadan atlattık. Yine de her dışarı çıktığımızda covid kapma endişesi, maske takmaktan bıkıp usanmak, neredeyse ekmeği musluğun altında yıkama paranoyasından kurtulamamak bıktırdı. Yeni yılda tüm bu yüklerden kurtulmayı diliyorum artık.

Güzel şeyler de oldu bu yıl. Sevdicekle omuz omuza sürdürdüğümüz, Otuz Yıl Savaşları'nı andıran bir mücadeleden galip ayrıldık, düşmanlarımızın sevinmesine izin vermedik. Yaa işte öyle, adama arefeyi gösterir bayramı göstermeyiz olm biz, akıllı o-la-cak-sı-nız sdfhj. Yine de hayatımızın bu sayfasının artık kapanması gerekiyor, ne sarf edilen enerjiye, ne de emeğe değiyor, o da bu yılın ortak hedefi olsun. 

2015'te tek başına gittiğim Kapadokya'ya bu yıl sevdicekle birlikte gittik. Eşsiz manzaralarda fotograflar çekildi, müze mağazaları talan edildi, şaraplar ve hediyelikler alındı, kısa ama unutulmayacak bir tatil oldu bize. Bir dahakine araba kiralayarak gitmek istiyoruz, yol kenarında gördüğümüz her fotograflık manzarada durup anı yakalamak için. Belki bir sonraki geziyi kış aylarına denk getiririz, karlı halini de görürüz oraların.

Sonra çok sevdiklerimiz hem nişanlandı hem de nikahlandı, çok tatlı telaşlar ve sevinçler yaşandı. Böyle sevinçlere ortak olmak çok güzelmiş, bu tip ortamlara yabancı bir insan olarak aşırı mutluluk verici olduğunu söylemeliyim. Bu yıl darısı blogdan bloga sevdanın başına. 

Ağustos'ta aldığımız genel kurur kararları sonrasında sağlığımızı korumak adına güzel adımlar attık ve uyguladık, daha yolumuz var ama bu konudaki düşünce şeklimizi belirlemek ve değiştirebilmek güzel oldu. 2022 yazı için güzel hedeflerimiz var, aramızda. 

Festivallere dönüş anlamında da güzel bir yıl oldu sanki 2021; Filmekimi, Kahve Festivali gibi müdavimi olduğumuz etkinliklerde keyifli zamanlar geçirdik. Sinema, tiyatro ve klasik müzik konserleri gibi özleyip de salgın yüzünden mahrum kaldığımız şeylere de dönüş yapabildik nihayet. Müze Gazhane ve yenilenen Atatürk Kültür Merkezi'ni de bu vesileyle ziyaret etmiş olduk. 

Hobiler konusunda, deri işlerini boşladım bu yıl. 2019 sonu gibi tam bir şeyler yaptığımı hissetmeye başlarken araya giren covid karantinaları sonrasında ara vermiştim, öyle kaldı. Ne zaman devam ederim kaldığım yerden bilmiyorum, belki bu yıl. 
Pek hobi denmez ama, yılın son 3 ayında gelecekte hayatımızda epeyce yer edecek bir teknolojiye kafa yormaya başladım, bunun okur yazarlığını becerebilmeyi ve daha profesyonelce uğraşıp yırtmayı planlıyorum. :)

Güzel kitaplar okudum geçtiğimiz yıl, bilimkurgu ve polisiyeye sardım iyice. Philip K. Dick (külliyatı tamamlamaya 10 kitap falan kaldı), Dune serisi (sinemada da izleme şansına eriştim) ve John Le Carre (sevdicek sağ olsun) romanlarıyla hayatımdaki aksiyon eksikliğini giderdim. Bu yıl daha çok kitap okumak istiyorum, umarım başarabilirim bunu.

Geçtiğimiz yılın yazısında da bahsetmişim yılbaşı öncesi yaşanan tatlı ve çifte telaştan, onu bolca yaşadım bu yıl. Öncesinde sevdiklerim için yılbaşı hediyesi telaşı ve eşzamanlı olarak sevdicek için alttan alta sinsi sinsi yapılan doğum günü alışverişleriyle Kasım-Aralık çok keyifli geçti. Hazırlıklarıyla, hediyeleşmeleriyle harika bir yılbaşı gecesi yaşandı dün, kalabalık kutlamaları çok özlemişim. Şimdi sırada yılın en güzel günü var, o konuda da hazırlıklar son aşamada. Ve bu yıl da alacağı hediyeler konusunda pek fikri yok. Ee, ustasından öğrendik bir şeyler, değil mi? ;)

Elbet şu an aklıma gelmeyen ama ileride hatırlayıp vay be diyeceğim anlar olmuştur 2021'de, iyisiyle kötüsüyle bitti ve şimdi önümüzde yeni savaşlar, sevinçler ve gözyaşları var, göreceğiz. 


Herkesin gönlüne göre bir 2022 dilerim.


4 Mart 2021 Perşembe

Satılık Türkçe ve İngilizce Referans Kitapları

Satılık analog filmlerden sonra bir ihtiyaç fazlası temalı blog yazısıyla daha karşınızdayım. 

Bu defa akademik amaçla satın aldığım ancak artık ihtiyaç duymamam sebebiyle ilgili ellerde işe yarayabileceğini düşündüğüm Türkçe ve İngilizce referans kitaplarını satıyorum. #satılık

İngiliz Dili ve Edebiyatı, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Mütercim-Tercümanlık gibi bölümlerde okuyanların fevkalade işine yarayabilecek, sınavlara çalışırken olsun, makale, hatta tez yazarken olsun kaynak gösterebileceğiniz kitaplardır. 

Kitapları tek tek ikinci el ilan sitelerine yüklemeyeceğim, birkaç taneden fazla olunca ticari işletme olduğumu düşünüyorlar, sonrası onaylandı onaylanmadı derken sinir harbi. :) 

Hem görselleriyle hem de güncel listesiyle aşağıdalar, kitaplarla ilgili sorularınız (içerik, fiyat) için ister bloga yorum bırakın, ister profilimdeki sosyal medya hesaplarıma özelden ulaşın, çabucak dönüş sağlarım.

İkili, üçlü, toplu alımlarda indirim yaparım, kargo masrafları da bana ait hadi iyisiniz ;)

Güncel Liste:

  • Dictionary of Literary Terms & Literary Theory 
  • Stranger Shores Essays 1956-1999 - J.M. Coetzee
  • Learning To Curse - Stephen Greenblatt
  • The Wheel Of Fire - G. Wilson Knight
  • The Rise of The Novel - Ian Watt
  • Anatomy of Criticism - Northrop Frye
  • The Cambridge Companion to James Joyce
  • Tribal Leadership - Dave Logan
  • Edebiyat Kuramı - Terry Eagleton
  • Güç Mitleri - Terry Eagleton
  • Pornografi ve Müstehcenlik - D.H. Lawrence
  • Çeviri: Dillerin Dili - Akşit Göktürk
  • Sözün Ötesi - Akşit Göktürk
  • Ulysses Sözlüğü - Nevzat Erkmen
  • Shakespeare ve Hamlet - Mina Urgan
  • Atonement - Ian McEwan (Roman)
  • The Hours - Michael Cunningham (Roman)



Not: Ölücüler aramasın.

10 Ocak 2021 Pazar

2020 Bi Baksana Bilader Bişey Konuşucaz

Uyandım, yılbaşı günü bile tişörtle oturtan garip kıştan kar olmasa da en azından yağmur bırakmasını umarak perdeyi açtım. Bu defa üzmemişti, yağmur kokusunun sevinciyle oturup geride kalan yılın kapanışını yapayım dedim.


Sabahın şarkısı bu olsun;

Hayatlarımızın, daha beteri gelmezse herhalde en arada kalmış yılı olarak hatırlanacak 2020'yi de yiyip bitirdik. Aklımda her zaman özlemek, mahrumiyet, kaygı, çok çalışmak, pahalılık ve çok özlemek gibi kelimelerle birlikte anılacak bir yıl oldu. Geride kalan zaman diliminde virüse yakalanmayanlardan biriyim, aynı şekilde yakınlarımdan da kimse virüse yakalanmadı. Yılın kendimi tek şanslı hissettiğim tarafı bu oldu sanırım. 

Yine de, hayatımdan çalınan zamanı kabullenemiyorum. Mart'ın ortasından bu yana yaşadığım ev hapsi tadında hayat, rutin haline gelen uğraşlardan kopmak, garip bir şekilde iş yükünün artması, sinema, tiyatro, konser gibi hayatla bağları sıkılaştıran şeylerden mahrum kalmak, en önemlisi de sevdiceği gönlümce görememek yaraladı durdu yıl boyunca. Planlarımızı yeni yıla sarkıtmak kötü olsa da kafamızı netleştirmek adına belki de faydalı oldu, zaman gösterecek.


Son yazımda taşındığımdan bahsetmiştim. 3 aydan uzun zaman geçti üzerinden, halimden memnunum diyebilirim. Gürültüsüz hayata dönebilmek iyi geldi. Yine de evden gönül rahatlığıyla çıkamadığımdan pek keyfini süremedim. Daha sıcak havalar, çimler, sandivçler, kahveler ve piknik örtülerine artık. ;)

Yıllardır, yılın sonuna doğru güzel bir heyecan yaşıyorum sevdicek sayesinde. Yılbaşına 1-2 hafta kala hediye paketi telaşına kapılıyorum; küçük küçük şeyler sipariş edip onların gelmelerini beklemek, sonra onları paketlemek derken günlerin olağan akışından hızlı geçmesini hissetmek herhalde en çok bu yıl yaradı. Hal böyleyken bir 30 Aralık günü hediyeleşme rutinimizi hatırlayalım dedik, ama ne hatırlama! Covid önlemleri kapsamında yayınlanan genelge sonrası kafeler ve restoranlarda oturmak yasaklanınca uğradığımız her yerde "canımın içi take-away, görmüyor musun?" modunda takılacağımızı biliyorduk, biz de ne yaptık? Sevdiceğin dahice önerisiyle dışarda ayakta dikilmektense vapurlarda oturmayı seçtik. :D


Hal böyle olunca ve hazır blogların adı neredeyse 6 yıldır "blogdan bloga sevda" iken, 30 Aralık'a özel "vapurdan vapura sevda" günü gerçekleştirdik. Kadıköy, Eminönü, Üsküdar derken indiğimiz yerlerdeki büfe atıştırmaları ve elde kahve koşuşturmacalarıyla hayatımız boyunca her haliyle aklımızda yer edecek 3-4 saat geçirdik. 
 
Hayat her zaman planlandığı gibi gitmiyor, belki de The Parasite'da da dendiği gibi "en iyi plan hiç yapılmamış olandır" ama geride kalan yılda gördüğüm; kabullenmesek de hayatın zorunlu koşullarına adapte olabilmek akıl ve beden sağlığımızı korumamıza yardımcı oldu. Hayattan alacaklı olduğumuz mutluluklar hala baki, çatır çatır tahsil edicez onları o ayrı. :)

Yılbaşına böyle girmişken bir sonraki hafta da mimoza kokulu sevdiceğin doğum günü geldi çattı. Yılın ilk haftası böyle başlayınca yeni yıldan beklentiler nasıl düşük olabilirdi ki? Bu yılki doğum günü özeldi mesela, hediyelerini son ana kadar öğrenemeyi ve hatta tahmin edememeyi tattı kendisi. Yaa işte böyle delirtirler insanı Banu Hanım, hep sen mi yapacaktın? :D 

Hayat keşke hep bir yılbaşı günü gibi, bir doğum günü kutlaması gibi ya da bayram günü gibi gelen sevgili tadında olsa.. Her zaman böyle olamayacağını bilsem de, bunlara yakın günler geçirmek için hayal ve plan kurmaktan, elimden geleni yapmaktan asla vazgeçmeyeceğim.

Kapanışı da şöyle yapalım ;)

Sağlıklı ve mutlu bir yıl olsun herkes için, sevgiler.

11 Ekim 2020 Pazar

Değişen Zamanlar ve Karton Kutular

17 Yıl boyunca oturduğum evden 2 hafta önce taşındım, hem de ne taşınma! 42 km uzağa, üstelik Anadolu Yakası'na. 

Yazmak bugüne kısmetmiş ama önden bir şarkı alalım. 


Şöyle bir düşününce hayatımın yarısı o evde geçti; sevinçler, üzüntüler, ilkler, sonlar ne varsa duvarlarına işledi. Teraziye mutlu ve mutsuz anları koysam hangisi daha ağır basar hiç bilmiyorum, bilmemin de bir kıymeti yok artık. Son yıllarda evle ilgili yaşadığım sorunlar, beklenen ancak gerçekleşmeyen değişimin sancısı derken duvarlar üzerime gelmeye başlamıştı açıkçası. 

Taşındığım gün ayrılmadan önce boş odalarında dolandım biraz, sesimi yankılattım çocuk gibi. Sonra arabayı beklerken yanımda götürmediğim kanepeye uzandım, perdesiz camlardan parkelere vuran güneş ışığını seyrettim. Herhalde evin son yıllardaki en sakin anlarıydı, keşke hep böyle olabilseydi dedim içimden. Çektim kapıyı çıktım sonra, hayatımın 17 yıllık bir dönemine noktayı koydum.

Eski evde duvarlar şampanya rengiydi, sıkıcı geliyordu bakınca. Beyaza yakın olsun istedim bu defa, öyle de oldu. Gün ışığı alsın odaları, karşı apartmandaki ailenin kavgalarını yan odadaymışçasına duymayayım, alt katımdaki embesil ergenin böğürtüleri kulağıma gelmesin, kapılar hayvan gibi kapatılmasın istedim. Şu ana kadar bunların hiçbirini yaşamamış olarak doğru seçim yaptığımı düşünüyorum. 

Anadolu Yakası'nın sakin semtlerinden birindeyim şimdi, denize yakınım. Sokağım sessiz sayılır, insanlar daha düzgün gibi, burada işler şimdilik fena gitmiyor. Birer saksı fesleğen, biberiye ve kekik aldım, gündüz dışarıya bakarken gözüme takılsınlar diye.

Beklediğim 1 şey daha var, o da olursa daha ne isteyeyim zaten. :) 

Hayattan beklentilerimin artışa geçtiği, emeklerimin hasadını almaya başladığım bir dönemimdeyim. En fazla 14 ay içerisinde hayatımda daha da fazla değişim bekliyorum ve haklı olarak istiyorum. Hadi eyvallah.

Bu gönderiyi Instagram'da gör

TARTIŞMAYA GEREK YOK...

Heykel Kafası (@heykelkafasi)'in paylaştığı bir gönderi ()

7 Ekim 2020 Çarşamba

Asın Ulan O Resmi Yerine!

Nasıl oldu hiçbir fikrim yok ama bundan uzun bir süre önce hem yenileme dönemini kaçırdığım hem de godaddy'nin fahiş yenileme ücretine sinir olduğum için gundusu.com alan adının elimden uçup gitmesine istemeye istemeye razı gelmiştim. Sonra bu alan adıyla böyle ışıklı falan kumarhane sitesi açmış Çinliler, ara ara bakıp "vay vicdansızlar :(" demekten başka bir şey gelmiyordu elimden.

Velhasılıkelam bugün bir daha bakayım dedim ve ne göreyim; site uçmuş, alan adı boşa çıkmış. Üstelik bana önerdikleri yenileme ücretinin üçte birine! Bayrakları asmam uzun sürmedi tabii.


Sonuç olarak alan adını mütevazı bir imza töreniyle tekrar renklerime bağladım, günün güzel gelişmesi olarak kayıtlara geçsin istedim.