3 Mayıs 2020 Pazar

Geçmiş Günler Geri Gelecek

Yazıya girişmeden önce son günlerde çok sık dinlediğim ve mutlu hissetmemi sağlayan şu eseri iliştireyim. Güzel günleri anımsatıyor.



48. gün olmuş bugün, bütün hayatım evde geçiyor. İş evde, iş sonrası sosyallik de evde, her şey evde. Evden çalışma düzeni sonrasında ofistekinden daha çok yorulduğumu görüyorum. Ofisteyken verilen molalar ve öğle yemeği aralarını evde tam anlamıyla uygulamayı becerememem bir yana, sürekli beliren son dakika işleri ve yetiştirilmesi gereken büyük işler de bu düzensizliğe eklenince geride kalan haftalarda yorucu günler geçirdim diyebilirim.

Avantajları yok mu, var elbet.
Enerjinizi emen, bakışlarıyla insanı esneten "toplumsal kötülük ruhları"ndan uzak (bu tanımı için Italo Calvino'ya minnettarım) çalışmak verimimi bir tık yukarı çıkardı sanki. Öyle görünüyor ki Mayıs ayı da günleri sayarak evde geçecek ve günlük açıklanan sayılara bakarsak Haziran itibariyle ofis hayatı tekrar başlayacak.

Son yazıyı yazalı 3 hafta olmuş, geride kalan günlerde bol bol kitap okudum. Okuma tempomu artırdım diyebilirim.
Sevdiceğin hediyesiydi, Gabriel Garcia Marquez'den "Kırmızı Pazartesi"yi bir solukta okuyup bitirdim mesela.

(Kitap hakkında Goodreads'e kısa bir yorum bıraktım, okumak isterseniz tık

Fazla ciltli kitabım yok kitaplığımda, çoğunlukla fiyatı nedeniyle almaya yanaşmıyorum ancak böyle bir kitabın varlığından sevdiğiniz kişiyi haberdar ederseniz, günün birinde karşınıza hediye olarak çıkabiliyor. :) Can Yayınları harika bir iş çıkarmış; kırmızı cildi, içindeki kalın kuşe kağıdın mis kokusu derken, kitaplığın baş köşesine yerleşen kitaplardan biri oldu benim için.

Kişisel ilgi alanlarımdan Köy Enstitüleri'yle ilgili zamanında aldığım bir kitabı okudum. İş Yayınları bu anlamda çok güzel eserlere sahip, gerek internetten gerek kitapçılarından (Kadıköy'deki kitapçısı burnumda tütüyor) çok zengin eserler edinilebiliyor.


Bu eserler arasından "Köy Enstitüleri Dünyasından Hasan Ali Yücel'e Mektuplar" isimli kitabı okudum en son. Kitap, Yücel'in "bazı" nedenlerden ötürü bakanlıktan ayrılması sonrasında kendisine gönderilmiş mektuplardan oluşurken kitabın geneline hakim sitem havası ve bir miktar da hayal kırıklığı gelecek günlerin daha o yıllardan işareti olmuş gibi.

Kişisel görüşüm, bu ülke kepenklerini 1950 yılında kapattı ve o zamandan beri "zararına satışlar"la tencereyi kaynatmaya çalışıyor ancak gördüğümüz gibi, nafile.

Yeni favori film platformumuz Mubi sağ olsun geçtiğimiz günlerde hem geçmiş yılların Istanbul Film Festivali seçkilerinden, hem de auteur serilerinden birçok film izleme şansı yakaladık. Üstüne bir de sevdicekle aramızda geçen bir festival anısından 1 yıllık üyelik kazandık ki, anının böyle bir şey ile taçlanması mıdır, kelebek etkisi midir, karar veremiyorum. Hali hazırda 3 aylık üyeliklerimiz vardı ikimizin de, bunu çeyiz olarak attık kenara. :D


Bunlar haricinde günler dışarıdaki her şeyi özlemekle geçmeye devam ediyor, en çok da el ele yapılanları. 

Sağlıklı ve bol güneşli günler. 

2 yorum:

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

Burnum koptu

Cihan dedi ki...

Öpeyim geçsin mi :)