28 Haziran 2020 Pazar

Yulaf Tarlaları, Güneş Yanıkları & Pacman Çoraplar

3 ay boyunca evin 200 metre çapında ev-market-ev-market rutininde yaşadıktan sonra geçtiğimiz hafta şehir dışına çıkınca sudan çıkmış balığa döndüm; ev hapsi modunda geçen günlere Babalar Günü münasebetiyle ara verince Arnavutköy taraflarına bol yulaf tarlalı ve köy evli bir ziyaret gerçekleştirdim. Her gün görmeye alıştığım 10 katlı binalar yerine açık hava, bol güneş ve uçsuz bucaksız tarlalarla gökyüzünü görünce çayıra salınan eşek moduna girmedim desem yalan olur. 2 saatte yüzüm gözüm kollarım güneş yanığı olmuştu bile. 

Kırsal yaşama ve toprakla uğraşmaya çok uzun zamandır meraklıyım; geçmiş yazılarımda da bahsettiğim, evin küçücük balkonunda saksılar içerisinde gerçekleştirdiğim balon bahçeciliği hobim her ne kadar devam etmese de merakım baki; bir gün kendi bahçemizde meyve ağaçları ve mini bostanımızda sebzelerimiz olsun çok istiyorum açıkçası, çok yakın bir hayal olarak görmesem de çok uzak olarak da görmüyorum. Kısmet diyelim. :)

Köy yaşamından derlediğim fotografları görmek isterseniz tık; 


Sevdicekle 102 gündür şu lanet salgın yüzünden ayrı kaldıktan sonra artık baktık ki iş deliliğe varmaya başladı, bu hasrete nihayet bir son verdik. (burnumuz kalmamıştır)

3 aydan uzun süre boyunca vaka sayılarının azalmasını ve hayatın normale dönmesini beklerken ne kendimizi ne de sevdiklerimizi riske etmek istemedik ama görünen o ki salgın artmış-azalmış bizim kadar umursayan yok, cidden safmışız. O'nunla her buluştuğumda ilk günkü heyecanı duyan biriyim, bu kadar zaman ayrı kalıp tekrar buluştuğumuz anda resmen Windows deneyimi yaşadım.


Haftanın 5 günü aynı işyerinde çalışıp, mesai sonralarında bir şeyler yapıp, hafta sonları birlikte etkinliklere koştururken bütün bunlardan bir günde aniden koparılmak ikimizi de alt üst etmiş. Zaten farkındaydık, tekrar buluştuğumuz gibi yerine gelen keyifler bunun adeta kanıtı oldu. 


Belki de en sevdiğimiz ritüelimize kaldığımız yerden devam. :)

Evde geçen bu süreçte gerek okuma tercihlerim, gerek bende olmayan kitaplar konusunda laf aralarında benden gerekli bilgileri alan sayın fikrimin ince gülü kişisi, bana hiç hissettirmeden hediye edeceği kitapları biriktirip biriktirip buluşma günü bir bavul kitapla çıkageldi! <3 
Penguin magazin dergisi çıkarsa alırım diyen ben, karşımda birbirinden müthiş iki kitabı görünce dibim düştü tabii. :D
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü'nün İthaki'den çıkan çevirisini almıştım ancak Dost Körpe adlı çevirmen maalesef berbat bir çeviriye imza atmış, kesinlikle önermem. 
1984 de yıllar yılı İngilizce'sini okuyacağım diye tutturup bir türlü almadığım ve okuyamadığım bir kitaptı, sevdicek ceza sahasında affetmeyen fırsatçı golcü edasıyla ikisini de gole çevirdi. Bavulun kalanını dolduran kitaplar da ayrı bir blog yazısının konusu olacak. 

Sevdiceğin çılgınlıkları o gün elbette bitmeyecekti, Pacman sevgim nereden aklına geldiyse pandemi günlerinde benim için biriktirdikleri arasında bir de şunları eklemiş ki eğer bir gün iş hayatımda takım elbise giymem gereken bir işte çalışmam gerekse dahi altına giymekten çekinmeyeceğim şeyler! :D


(kıskanıp 1 çiftine el koydu)

Özetle, hayat bizim için bir parça normale döndü. Hayatınızda çok büyük yeri olan bir insandan elinizde olmayan nedenlerden ötürü ayrı kalınca dengenizin nasıl bozulduğunu, düşünce yapınızın ne kadar sağlıksızlaştığını tekrar kavuştuğunuzda siyah-beyaz ayrımı kadar net fark ediyorsunuz. Kimseye tavsiye etmem.

Pandemi kabussuz günler dilerim.

 

1 yorum:

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

En az 15 kez okuyan biri olarak burnumun kalmadığını belirtmek isterim. Ayrıca neden ifşa ediliyorum ne olmuş bir çift çoraba zorla ve hile ile el koyduysam yani ne olmuş :D

İmza: Fikrinin İnce Gülü <3